Çernobil’ in etkisi hala sürüyor

Çernobil’in etkilerini hala sürüyor…

Gazete arşivlerinden seçmeler.

Çernobil’ in etkisi hala sürüyor

Ukrayna’daki Çernobil nükleer santralinin patlaması üzerine yaşanan felaketten bu yana tam 25 yıl geçti. Ancak o dönemde kirlenmiş süt ve süt ürünleri tüketen çocuk ve gençler hala felaketin izlerini taşıyor.

Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından geçtiğimiz Perşembe yayınlanan bir rapora göre bu kişilerde tiroit kanseri görülme riski diğerlerine oranla çok daha fazla.

Araştırma radyoaktif iyodun tiroit bezlerinde birikerek kansere neden olduğu şüphelerini doğrular nitelikte. Bu gibi durumlarda tiroit bezlerindeki radyoaktif maddenin birikmesini önlemek için hastalara potasyum iyodür veriliyor. Ancak o dönemde Rus hükümetinin risk altında olan herkese bu takviyeyi sağlayamadığı biliniyor.

Radyoaktif iyot etkisini 8 günde kaybediyor. Çernobil faciasında bu maddenin nükleer santral dışında Sağlık problemine neden olacak ölçülerde bulunmadığı düşünülmüştü. Ancak izotopu inekler aracılığıyla süte geçip kirliliğe neden olduğu için, süt ve süt ürünleri tüketen çocuklar risk grubuna giriyor.

Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından yürütülen uluslar arası çaplı bir araştırma kapsamında Çernobil kazasının etkileri yıllardır gözlemleniyor. Yayınlanan raporda o dönemde 18 yaş altında olan ve kazanın çevresindeki bölgelerde yaşamış 12,500 kişinin sağlık durumları sunuluyor. Söz konusu kişilerin tiroit bezleri kazadan sonraki 2 ay içerisinde radyoaktivite testine tabi tutulmuştu.

Araştırmacıların bulgularına göre maddeye en çok maruz kalan kişilerin ileriki yıllarda kansere yakalanma riski en yüksek olarak belirlenmiş; ve araştırma dahilindeki kişilerin %65’lik kısmı 10 yıl içerisinde tiroit kanserine yakalanmıştır.

Aslına bakılırsa henüz radyoaktif iyoda maruz kalmaya bağlı olarak ortaya çıkan tiroit kanseri vakalarında herhangi bir düşüş görülmemiştir. 2. Dünya Savaşı ardından Japonya’da yapılan bir araştırma, tiroit kanseri riskinin ancak 30 yıl sonra düşüşe geçtiğini fakat 40 yıl sonrasına kadar yine de normal seviyenin üzerinde seyrettiğini göstermişti.

Araştırmanın ortak yazarlarından biri ve Kanser Enstitüsü’nde radyasyon epidemiyologu olan Dr. Alina V. Brenner, “ Bu araştırma radyoaktif kaynaklı tiroit kanseri riskini doğrulamaktadır. Ancak tiroit kanseri genellikle öldürücü bir kanser türü değildir. Eğer tespit edilir ve gerekli süre zarfında tedavi edilirse, iyileşme görülmektedir,” dedi.

Bu araştırmanın Fukushima Daiichi nükleer santrali krizinin ortasında yayınlanmış olması ise ilginç ama tamamen bir tesadüf.

21 Mart 2011–Milliyet.com.tr

 

 

ÇERNOBİL FACİASININ ETKİLERİ SÜRÜYOR

ANKARA – Ukrayna`daki Çernobil faciasının üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen, Almanya`daki yaban domuzlarında hala radyasyon tespit edildiği ve avcılara devlet tarafından ödenen tazminatların arttığı bildirildi.

Almanya Çevre Bakanlığından yapılan açıklamada, Çernobil faciasından sonra ülkeye ulaşan radyasyon bulutları sonucunda, yaban domuzlarının yediği defne yaprakları ve yer mantarlarında radyoaktif Sezyum-137 maddesinin bulunduğu kaydedildi. Ülkedeki yaban domuzu sayısının arttığı belirtilen açıklamada, Sezyum-137 ihtiva eden yaprak ve mantarları yiyen yaban domuzlarına radyoaktif maddenin geçtiği bildirildi.

Yaban domuzlarında normal seviyenin üzerinde radyasyon tespit edilen bölgelerdeki yaban domuzu avcılarına ve avcı derneklerine, zararlarını karşılamak için yıllardır tazminat ödendiği ifade edilen açıklamada, amacın, yüksek oranda radyasyon ihtiva eden yaban domuzu etinin satışını engellemek olduğu belirtildi.

Bakanlık, bu çerçevede 2006 yılında avcılara 24 bin avro ödendiğini, bu rakamın 2009`da 424 bin 650 avroya çıktığını kaydetti.

Alman Radyasyondan Korunma Merkezinden yapılan açıklamada da Çernobil nükleer santralinde 26 Nisan 1986`da meydana gelen patlamadan sonra, yağmur bulutları ve rüzgar yardımıyla Sezyum-137 ve Stronsiyum-90 gibi insan vücudunda çok uzun süre kalabilen radyoaktif maddelerin Batı Avrupa`nın büyük bölümüne yayıldığı hatırlatıldı.

Merkezin sözcüsü Florian Emrich, bazı bölgelerde yaban domuzlarındaki radyasyon oranının diğer bölgelerdeki hayvanlara göre 10 kat fazla olabildiğini belirterek, önlemler sayesinde insanlar için risk oluşmadığını söyledi.

Emrich, yaban domuzu etinin ancak tahlil yapıldıktan sonra satılabildiğini, tahlilde radyasyon oranının yüksek çıkması halinde avcının tazmin edildiğini kaydetti.

2010-08-07 AA http://www.aa.com.tr

 

 

`İzmit Körfezi`nde Çernobil etkileri görülüyor`

KOCAELİ(CİHAN)-

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu(TÜBİTAK) ve Kocaeli Üniversitesi`nin İzmit Körfezi`nde ortaklaşa yaptığı araştırmada, denizde gerçekleştirilen rehabilitasyon çalışmalarının yetersiz olduğunu gözler önüne serildi. Dilderesi araştırma noktasında 137Cs`nin varlığının sürekli saptanıyor olması Çernobil`in etkilerinin körfezde bulunduğunu ortaya çıkardı.

İzmit Körfezi`nde yoğun endüstrileşme etkeninin baskısının artması sonrasında denizin kirlenme yüzdesi gün geçtikçe artıyor. Körfezde yenilenme kapasitesinin son derece sınırlı oluşu nedeniyle özellikle doğu ve merkez basenleri ülkemizin en kirli bölgeleri arasında bulunuyor. Yürütücülüğünü Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Halim Aytekin ERGÜL`ün yaptığı, TÜBİTAK ve Kocaeli Üniversitesi BAPB tarafından desteklenen proje kapsamında, 2008 Eylül`ünden bu yana çok sayıda araştırma gerçekleştirildi.

Kıyı, Çevre Mühendisliği ve Kimya Bölümü`nden Öğretim Üyelerinin de katkısıyla çok disiplinli bakış açısıyla inceleniyor. İzmit Körfezi`nin Kuzey ve Güney kıyılarında belirlenen 10 farklı istasyondan 3 aylık dönemlerde alınan deniz suyu, alg ve yumuşakça örnekleri çeşitli ağır metaller ve kimyasallar inceleniyor. İncelenen kimyasalların ortak özellikleri arasında çok düşük miktarlarıyla kanserojen etki gösterebilme, canlı dokularında birikme ve kalıcılık özellikleri yer alıyor. Körfezin farklı derinliklerdeki 80 noktadan alınan dip tortusu örneklerinde ve Dilovası`ndan elde edilen tortu örneklerinde yukarıda sıralanan organik ve inorganik 90`dan fazla kimyasalın düzeyleri ve biyojenik materyal içeriği belirlendi.

Şimdiye kadar elde edilen sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde, incelenen parametrelerin mevsime ve örnekleme istasyonuna bağlı anlamlı değişiklikler gösterdiği belirlendi. Birçok ağır metalin, PAH, PCB ve PCDD/F bileşeninin özellikle Tüpraş, Hereke ve Dilderesi açıklarında sucul canlılar için en düşük etki değerini aştığı, bazı bölgelerde de kabul edilebilir en üst seviyenin üzerine çıktığı tespit edildi. İncelenen radyonüklidler içerisinde 137Cs`nin varlığı ve Dil Deresi sediment tuzağı örneklerinde sürekli saptanıyor olması Çernobil`in etkilerinin hala sürdüğünü göstermesi açısından önemli. Dikkat çekici bir başka özellik de kirletici unsurların, kaynaklarından çok daha uzak bölgelerde tespit ediliyor olması. Bu durum Körfezdeki meteorolojik koşulların ve akıntı hareketlerinin kirleticilerin yer değiştirmesine neden olduğunu düşündürüyor. Sonuçlar, İzmit Körfezi`nin rehabilitasyonuna katkı sağlamasına rağmen hala yetersiz olduğunu gösteriyor.

2010-10-16 CİHAN

 

 

Çernobil 66 bin kişinin daha ölümüne neden olabilir.

AA – Çernobil nükleer felaketinin yol açtığı kanser vakalarından ötürü 66 bin kişinin daha ölebileceği iddia edildi. İngiltere`nin yüzde 34`ünün de radyasyonun etkisi altında kaldığını belirten İngiliz bilim adamları Ian Fairlie ve David Sumner, İngiltere`de 750 km2 alandaki 374 tarım işletmesi ve 200 bin civarında koyunun radyasyondan nasibini aldığını kaydettiler. İngiliz bilim adamları, tahminlerine göre, Çernobil`in yol açtığı kanser vakalarından 66 bin kişinin daha ölebileceğini belirterek, `Çernobil`in yol açtığı sonuçlar, tüm kuzey yarıküre ve tüm dünyada açıkça görülüyor. Ancak felaketin yol açtığı gerçek zarar ve kanser vakaları belki hiçbir zaman bilinemeyecek` dediler. `Çernobil konusunda başka bir rapor` adlı bir raporda sonuçları yayınlanan araştırma, 26 Nisan 1986`da meydana gelen Çernobil faciasının 20. yıldönümü dolayısıyla gelecek cumartesi Londra`da düzenlenecek bir konferansta da ele alınacak.

Kaynak:HaberX

 

 

20 yıllık kabus

20 yıl önce meydana gelen Çernobil nükleer faciasıyla ilgili İngiltere Sağlık Bakanlığı ürkütücü bir gerçeği açıkladı. Bakanlığa göre 20 yıl sonra bile nükleer etki sürüyor KİMİNE göre `tehlike çoktan geçti gitti`… Ancak bilim adamlarına göre durum çok farklı. İngiltere Sağlık Bakanlığı`ndan yapılan açıklama ise Çernobil kabusunun hala bitmediğini ortaya koyuyor. Bakanlık, 20 yıl önce, yaklaşık 24 bin kilometre uzaklıkta meydana gelen Çernobil faciasının olumsuz etkilerinin İngiltere`de sürdüğünü açıkladı. Olağanüstü durum sürüyor Bakanlıktan yapılan açıklamada, Ukrayna`nın Çernobil kasabasındaki nükleer tesiste 26 Nisan 1986`da meydana gelen patlama ile atmosfere yayılan radyoaktif zerreciklerin Galler`deki Cumbria bölgesinde bulunan 375 çiftlikteki 200 bin koyunu etkilediği bildirildi. Hayvanların açıkta otlatıldıkları için yağan radyoaktif zerreciklerden etkilendikleri belirtilen açıklamada, 1986 yılında Galler`de 355, İskoçya`da 11 ve İngiltere`de 9 çiftliğe getirilen `olağanüstü durum uygulamaları`nın bugün dahi sürdüğü hatırlatıldı. `Zehirli miras` sorgulanıyor Haberi, `zehirli miras` başlığıyla yayımlayan The Independet gazetesi, Sağlık Bakanlığı`nın gerçeği, Avam Kamarası`nda yöneltilen bir soruyu cevaplarken açıklamak zorunda kaldığını yazdı. Başbakan Blair`in, nükleer enerjiden daha fazla yararlanmak istediği, hatırlatılan haberde, `İngiltere`nin gelecek yıllar için nükleer enerji stratejisi belirlenirken böyle önemli risklerin göz önünde tutulması gerekecek` ifadesi yer aldı. Haberde, en büyük risklerin nükleer tesislere yönelik terör saldırısı ve kaza sonucu tesislerde patlama olduğu kaydedildi.

 

15.03.2006 – Star http://www.stargazete.com

 

 

Çernobil`in tek mirası kanser değil
KANSER hastalığını Karadeniz halkının üzerine kabus gibi salan Çernobil faciası, bir miras daha bıraktı:Kısırlık.19 yıl öncesinin çocukları şimdi anne-baba olamıyor. Bu sorunu yaşayan ve şimdi 30`lu yaşlarinda olan Karadeniz erkeklerinin tüp bebek için ünitelerine başvurdu da belirtildi. Karadeniz bölgesinde 3 milyonu aşkın da kanserli var.

UKRAYNA`DA 1986 yılında meydana gelen Çernobil nükleer tesisinin patlamasıyla meydana gelen faciasının ardından 19 yıl geçti. Bunca yılın ardından geriye sadece ölümcül hastalıklar kaldı. Son dönemde Yakasına yapışan kanser illetiyle boğuşan Karadeniz halkı, şimdi de kısırlıkla mücadele ediyor. Star`ın haberine göre O dönemde 12 ile 15 yaşları arasında olan çocuklarda kısırlık vakalarının sıkça görülmeye başladığı açıklandı. İstanbul Süleymaniye Kadın hastalıkları ve doğum Hastanesi Başhekimi Doç. Dr Süha Sönmez, `Karadeniz bölgesinde gelen hastalarda erkeklerde kısırlık oranı daha fazla. O dönemde buluğ çağına girmiş çocuklar kısırlık problemi çekiyor`dedi. Bu sorunu yaşayan ve şimdi 30`lu yaşlarinda olan Karadeniz erkeklerinin tüp bebek için ünitelerine başvurdugunu belirten Sönmez `Bu vatandaşlarrımız tüp bebek sayesinde çocuk sahibi olabiliyorlar. Çernobil faciasinda ergenlik çağını geçmiş erkeklerde kısırlık sorunu görülmüyor`dedi. Tüp bebek için Anadolu`dan gelen vatandaşların İstanbul`da kalma problemi yaşadıklarını belirten Sönmez, Artık hasta yakınlarına da kalma imkanı saglayacağız`diye konuştu. Devlet`in Emekli Sandığı, Bağkur ve Yeşil Kartı olanların tüp bebek masraflarını karşıladığını belirten Sönmez, `Hastanemizde kendi imkanları ile tüp bebek uygulatmak isteyen vatandaş 1100 dolar karşılığında yaptırabilir`dedi.

 

2005-07-03 Ortadoğu http://www.ortadogugazetesi.net

 

 

Radyasyon yaymaya devam ediyor

15 bin cana, 50 bin kişinin sakat kalmasına ve milyonlarca kanser vakasına sebep oldu , etkisi İSE hâlâ sürüyor.
İnsanlığın en büyük nükleer felaketi Çernobil`in üzerinden 24 yıl geçti. 15 bin cana, 50 bin kişinin sakat kalmasına ve milyonlarca kanser vakasına sebep olan patlamanın etkisi hâlâ sürüyor. Çernobil Enformasyon Ajansı, patlama bölgesinde yaptığı ölçümlerde normalin 25 katı radyasyon tespit etti…

Ukrayna, 26 Nisan 1986`da meydana gelen Çernobil felaketinin yasını tutuyor. Yüz binlerce insan, patlamada kaybettiği yakınlarını anarken kazanın üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen santralin hâlâ radyasyon yaydığı ortaya çıktı. Çernobil Enformasyon Ajansı yetkililerinden Yuriy Tatarçuk, kazanın yaşandığı santrale 300 metre mesafede yaptığı ölçümlemede, doğal ortamın 25 katı radyasyon tespit etti.

Çernobil Nükleer Santrali`nin üzeri kazadan hemen sonra mezar şeklinde kapatıldı. Ancak bu koruma kalkanı miadını doldurmak üzere. Ukrayna hükümetinin, patlamanın meydana geldiği santralin üzerini uzay çatı sistemi ile kapama çalışmalarına hız verdiğini belirten Yuriy Tatarçuk, 28 ülkenin maddi destek verdiği projenin bir an önce tamamlanması gerektiğini söylüyor. Santralin önünde ölçümleme yaparak bilgi veren Tatarçuk, 12 mikroröntgen olan doğal ortam radyasyonunun, kazanın yaşandığı santrale 300 metre mesafede 250-300 mikroröntgen olarak ölçüldüğüne dikkat çekiyor. Dünyadaki en büyük çevre felaketinin yaşandığı Çernobil bölgesi ileride de radyasyon ile anılmaya devam edecek. Bölgede işlenmiş nükleer atık deposu ve radyoaktif sıvı atıkların işlenmesi için bir tesis kurulması planlanıyor. Öte yandan radyasyona maruz kalma pahasına da olsa Çernobil`i görmek için gelen turist sayısı her geçen gün artıyor. Merakına yenik düşen yerli ve yabancı turistler 1990`dan beri bölgeye akın ediyor. BM, 2002`de yayınladığı raporda, felaketin yaşandığı 30 km`lik koruma altındaki bölgede tehlike olmadığını belirtmişti.

Türkiye`yi de etkilemişti

Ukrayna`nın başkenti Kiev`in 136 km kuzeyindeki Çernobil Nükleer Santrali 24 yıl önce gece 01.00 sularında patlamıştı. Patlamanın etkisiyle reaktördeki radyasyon 160 bin km2`lik alana yayılarak Türkiye`ye kadar ulaşmıştı. Sovyet yönetimi, felaketle ilgili haberler üzerine bölge halkını güvenli alanlara yerleştirdi. Kalan reaktörler patlamadan sonra da 15 Aralık 2000 yılına kadar çalıştırıldı.

 

2010-04-27 Bugün http://www.bugun.com.tr

 

 

 

Ukrayna`nın Pripyat kenti artık ölü bir şehir. Evler, okullar, çocuk bahçeleri, her yer kendi haline terkedilmiş durumda. Pripyat`ta bir zamanlar 50 bin kişi yaşıyordu. Kent halkının tümü bir daha geri dönmemek üzere şehri terketti. Ancak geride bıraktıkları eşyalar duruyor. Pripyat`ın ölü bir şehir olmasının nedeni Çernobil nükleer faciası. 26 Nisan 1986`da Çernobil`deki dört numaralı reaktörün soğutma sistemi teste tabi tutuldu. Reaktör aşırı derecede ısıtıldı ve aşırı ısıdan kaynaklanan buhar basıncı nedeniyle patlama yaşandı. Patlamanın şiddetiyle santralın çatısı havaya uçtu. Radyasyon dalgaları gökyüzüne yayıldı ve Çernobil`in hemen kuzeyindeki Pripyat kentinin üzerine radyoaktif madde yağmaya başladı.

Dört numaralı reaktördeki nükleer yakıt ve reaktörün çevresinde yer alan grafit ateş aldı. Yetkililer yangını durdurmak için helikopterlerle reaktörün üzerine kum torbaları attı ancak bu, yangını söndürmeye yetmedi. Yangın günlerce devam etti. Rüzgar radyoaktif parçacıkları geniş bir alana yaydı. Ukrayna, Beyaz Rusya, Rusya, İskandinavya, İngiltere ve Avrupa`nın diğer ülkeleri etki altında kaldı. Rüzgar yön değiştirdikçe radyoaktif maddeler de değişik yönlere yayıldı. Patlamadan bir buçuk gün sonra Pripyat`ın boşaltılması kararı alındı. Halktan birkaç günlüğüne evlerini terketmeleri istendi. Bu yüzden herkes herşeyini geride bıraktı. Ancak hiç kimse Pripyat`a dönemedi.

Radyasyonun geniş bir alana yayılmasına rağmen Sovyet yetkililer Çernobil`de ne olduğuna dair çok az açıklama yaptı. Halk dışardan gelen haberlerdense liderlerinin açıklamalarına güvendi. Ancak daha sonra başka ülkelerdeki radyasyon alıcılarından alınan veriler, Sovyetler`i Çernobil kazasını kabul etmeye zorladı. Binlerce kişi kazadan sonra tesisteki enkazı temizlemekle görevlendirildi. Patlayan reaktör ve içindeki radyoaktif yakıtın örtülmesi için bir bina inşa edildi. İşçilerin aletlerine radyasyon bir bulaşması yüzünden aletler kullanılamaz hale geldi. Birçok işçi hastalandı.

Sovyet hükümeti Çernobil`deki ölümlerin en az 31`inin patlamayla doğrudan ilişkili olduğunu açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü enkazın temizlenmesine yardım edenlerden en az 2200 kişinin daha hayatını kaybedebileceğini söylüyor. Örgüte göre Çernobil kazasında ölü sayısı 4 bine çıkabilir. Bunların arasında radyasyon bağlantılı kanser ve diğer hastalıkların yol açtığı ölümler de sayılıyor. Çernobil`in 30 kilometrelik çevresi girilmez bölge ilan edildi. Pripyat da bu bölgenin içinde kaldı. Elektrik santralı 2000 yılına kadar çalışmaya devam etti. Çernobil nükleer santralinin Sovyet yapımı reaktörleri batıda olduğu gibi kalın çimento duvarlarla örtülü değildi. Viyana`daki Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi Nükleer Güvenlik Direktörü Philippe Jamet bu uygulamanın önemini vurguluyor. Jamet, `Bu duvarlar radyoaktif dalgaları engelleyecek önlemlerden biri. Bir kaza durumunda çevreyi ve insanları koruyabilmek için duvar gerekiyor,` diye konuşuyor. Rusya hala Çernobil`de kullandığı 11 RBMK tipi reaktörleri kullanmaya devam ediyor. Amerikan tarihinin en kötü nükleer kazası 28 Mart 1979 tarihinde Pennsylvania`nınThree Mile İsland bölgesinde meydana geldi. Ölen olmadığı gibi, reaktörü çevreleyen duvar yıkılmadığı için kazanın çevreye etkisi de çok daha az oldu.

2009-05-06 http://www.tgrthaber.com.tr

 

Rize`de Çernobil kabusu yeniden…

 

Rize Sempozyumu için araştırma yapan bir ekip bilimsel ölçümlerde, Rize`nin değişik bölgelerinde Çernobil`den kalma radyoaktif madde buldu.

 

Rize Sempozyumu için il ve ilçelerdeki doğal radyasyonu düzeyini araştıran ekibin yaptığı bilimsel ölçümlerde, Rize`nin değişik bölgelerinde, değişik oranlarda, Çernobilden kaynaklanan serpintilerin neden olduğu radyoaktif maddeye rastlandı. Rize Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof. Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu, `Ölçümler sırasında topraktan gelen belli radyasyon değerlerinin dışında, Çernobil ve nükleer serpintilerden kaynaklanan Sezyum (Cs-137) maddesine rastlandığını söyledi.

Kültür Merkezi nde dün başlayan sempozyumda söz alan Rize Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı, Nükleer Atom Mühendisi Prof. Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu, sempozyum için yaptıkları bilimsel çalışma sırasında Rize`deki doğal radyasyonu ölçmeye çalıştıklarını, ancak topraktan gelen belli radyasyon değerlerinin dışında, Çernobil ve nükleer serpintilerden gelen Sezyum (Cs-137) maddesine de rastladıklarını kaydetti.

2006-11-17 Hürriyet Kaynak:Haber7

 

 

`Çernobil Avrupa`da 16 bin kanser vakasını tetikledi`

 

AA – Dünya Sağlık Örgütü`nün (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi tarafından bugün kamuoyuna açıklanan bir raporda, `Çernobil`deki nükleer facianın, Avrupa`da şu ana kadar 16 bin kanser vakasını tetiklemiş olabileceği` bildirildi. Raporda, tüm Avrupa`da az dozda da olsa radyasyon almış 7 bin kişinin daha önümüzdeki yıllarda kansere yakalanabileceği uyarısında bulunuldu. DSÖ ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı(UAEA), daha önceki yıllarda yaptığı açıklamada, facianın Avrupa`da 4 bin kanser vakasını tetiklemiş olabileceğini bildirmişti. Asrın en büyük nükleer faciası olarak bilinen kazada, 26 Nisan 1986`da yerel saatle 01.20 sularında Çernobil nükleer santralindeki 4. reaktör infilak etmişti. Kaza, çevreye radyasyon yayılmasına ve çok büyük bir çevre kirliliğine yol açmıştı. Resmi verilere göre, patlamada 31 kişi ölmüştü. Gayrı resmi rakamlara göreyse 1986 ile 1990 arasında 25 binden fazla kişi radyasyon yüzünden yaşamını yitirmişti.

2006-04-21 Kaynak:HaberX

 

 

ÇERNOBİL(CİHAN)-

Ukrayna 26 Nisan 1986`da meydana gelen Çernobil felaketi kayıplarını anarken, kazanın üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen, santral hala çevreye radyasyon yaymaya devam ediyor.

Ukrayna`da genelinde bugün bayraklar yarıya indirildi ve kiliselerde gece saatlerinden itibaren Çernobil`de hayatını kaybedenler anısına ayinler düzenlenmeye başladı.

Çernobil Enformasyon Ajansı yetkililerinden Yuriy Tatarçuk CİHAN haber ajansına kazanın meydana geldiği santralin önünde ölçümleme yaparak bilgi verdi. Doğal ortam radyasyonunun 12 mikro röntgen olduğunu belirten Uzman Yuriy Tatarçuk, kazanın yaşandığı santrale 300 metre mesafede yaptığı ölçümlemede bu oranın kat kat üstünde olduğunu söyledi. Çernobil seviyesinin 250 – 300 mikro röntgen olduğunu, bunun ise uçağın uçtuğu yükseklikteki radyasyon seviyeye eş değer olduğunu ifade eden Yuriy Tatarçuk ,bu seviyedeki radyasyonun kısa süre maruz kalındığında ölümcül olmadığını ifade etti.

Çernobil Nükleer Santrali`nin üzeri kazadan hemen sonra mezar şeklinde kapatıldı. Bu koruma kalkanının ömrünün tükenmek üzere olduğunu ifade eden Tatarçuk, Ukrayna hükümetinin santralde kazanın meydana geldiği 4`üncü bloğun üzerini uzay çatı sistemi kapama çalışmalarına hız verdiğini bildirdi. Hâlihazırda santralin üzeri 105 metre yüksekliğinde ve 150 metre uzunluğunda ve 260 metre genişliğinde bir uzay çatı sistemi ile kapatılması planlanıyor. 28 ülkenin maddi destek verdiği projenin kısa zaman içerisinde başlanması bekleniyor. Dünyadaki en büyük çevre felaketinin yaşandığı Çernobil bölgesi ileride de radyasyon ile anılmaya devam edecek. Bölgede işlenmiş nükleer atık deposu ve radyoaktif sıvı atıkların işlenmesi için bir tesis kurulması planlanıyor.

 

 

Rize`de fıkra gibi olay!

Rize Üniversitesi kampüsünde yaşanan olay, duyanları hem güldürüyor hemde şaşkınlığa düşürüyor

Rize Üniversitesi kampüsüne Çernobil faciasından kalma radyasyonlu çay gömüldüğü tespit edilmiş, buranın üzeri 80 kamyon dolusu taşla kapatılmıştı. Ancak, taş döküldükten sonra radyasyon miktarı iki katına çıktı. Granit malzemenin aşırı miktarda radyasyon taşıdığı belirlendi.

Üniversitenin Fener mahallesindeki kampüsünde 24 Aralık 2009 tarihinde yapımına başlanan halı saha inşaatı için iş makineleriyle kazı yapılınca toprağa gömülü çay çuvalları bulundu.

Bunun üzerine kazı çalışması durduruldu ve bölgede inceleme başlatıldı. Daha önce çay fabrikası olarak kullanılan alana, 26 Nisan 1986 tarihinde Ukrayna`nın Çernobil Nükleer Santrali`nde meydana gelen patlama sonrası yayılan radyasyondan etkilenen çayların çuvallarla gömüldüğü tespit edildi.

Bunun üzerine de halı saha yapımı çalışmasına ara verildi.

80 kamyon malzeme döküldü Rize Üniversitesi tarafından radyasyon düzeyi ölçümü yapılan alan daha sonra, çoğunluğu granit taşlardan oluşan 80 kamyon malzeme doldurularak kapatıldı.

Ancak alanda ikinci kez yapılan ölçümde radyasyon düzeyinin iki katına çıktığı tespit edildi. Bunun üzerine radyasyon taşıdığı belirlenen granit taşları çıkartıldı ve alan radyasyonsuz malzeme döküldükten sonra betonlanarak kapatıldı.

2010-03-20 Bugün

 

 

Bu şehirde hiç kimse yaşamıyor

 

26 Nisan 1986`da, akşam saatlerinde, Ukrayna`nın Pripiat şehrinde hayat her zamanki gibi normal seyrinde devam ediyordu. İnsanlar işten çıkmış, evlerinin yolunu tutmuş, akşam yemeği hazırlanmıştı. Hiç kimse, sabah gözlerini kendi yatağında açamayacağını, uzun ve zorlu yollara düşeceğini aklının ucundan bile geçirmiyordu.

Bu bir korku filminin senaryosu değil, gerçeğin ta kendisi. 22 yıl önce, 26 Nisan akşamı, Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe bir patlama yaşandı. Dünya bu faciadan zar zor haberdar oldu. Sovyetler`in iletişimi engelleme mekanizması tam olarak devreye girmişti. Ama sonunda korkunç boyutlara ulaşan nükleer faciayı gizleyememişti.

İşte o gece, Çernobil`in 10 kilometrelik tehlikeli çemberine giren 49 bin nüfuslu Pripiat boşaltıldı. Asker devreye girdi. Gece yarısından sonra başlayan acil boşaltma işlemi için yüzlerce otobüs şehrin metkezine dizildi. İnsanlar evlerini bir anda boşaltmak zorunda kaldı. Boşaltma işlemi öyle hızlı gerçekleştirildi ki hiç kimse yanına birkaç parça giyecek ve belki de aile albümleri dışında hiçbir şey alamadı. Pripiat`ı terk eden otobüs konvoyu 20 kilometreyi aştı. Boşaltma işlemi 30 saatte tamamlandı.

O gün bugün hayalet şehir olan Pripiat, 900 yıl daha böyle kalacak. Bilim adamları, Çernobil`den sızan en zararlı radyoaktif partiküllerinin yok olması için en az 900 yıl geçmesi gerektiğini söylüyor. Tüm radyoaktif partiküllerinin tamamen yok olması için, 48 bin yıldan bahsediliyor.

Pripiatlılar ise yeni bir yerde, zor da olsa hayata yeniden başladılar. Tabii aralarından birçoğu radyoaktif etkiden kurtulamadı. Geriye kalanlar ise her şeye rağmen Pripiat`ı özlemle anıyor.

Hiroşima ve Nagasaki`den beter

Çernobildeki 4 numaralı reaktörün patlaması sonucu Hiroşima ve Nagasaki`ye atılan bombalarının 100 katı kadar radyasyon havaya karıştı, radyoaktif bulutlar rüzgarında etkisiyle Güney Afrika`ya kadar ulaştı. Yağan yağmular Karadeniz ve Edirne`de bulutları yere indirdi. En mütevazi rakamlara göre, üç ülkede 146 bin kilomerelik bir alan radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı. Bu, İtalya`nın yarısı kadar bir alana denk düşüyor. 52 bin kilometrelik Danimarka büyüklüğünde bir tarımsal alan da kirlendi.380 bin kadar çocukta kan kanserleri, tiroid sorunları ve anemiler saptanmıştır.

Çernobil”den ürkütücü rakamlar

3 milyon çocuğun tedavi görmesi gerekiyor.

Kazanın sonuçlarıyla başa çıkılması, “temizlik” ve patlayan reaktörün üzerini örten lahidin inşa edilmesi işlerinde çalışan 600 bin insanın “radyasyona maruz kalmanın etkileri açısından sürekli olarak izlenmeleri gerekiyor.

Yetişkinlerde tiroid kanserine rastlanma oranı kazadan sonra on kat artış gösterdi.

3 milyondan fazla insan faciadan doğrudan etkilenen Çernobil kurbanları statüsünde kayıtlı durumda.

2,5 milyon hektarı aşkın zengin tarım toprağında artık kullanılamıyor.

Şu anda bir milyonu çocuk olmak üzere 3,5 milyon insan, Ukrayna”nın radyasyonla kirlenmiş topraklarında yaşıyor.

Sakat doğumlar ve büyüme bozuklukları Ukrayna”da %230, Beyaz Rusya”da ise %180 arttı. Şiddetli bağışıklık sistemi bozuklukları görülen çocuklara, 2 ile 3,5 kat daha fazla rastlanmakta.

380 bin kadar çocukta kan kanserleri, tiroid sorunları ve anemiler saptandı.

7.1 milyon insanın gelecekte ciddi sağlık sorunları yaşaması beklenmektedir.

 

2008-04-28 Kaynak:Haber5

 

 

Karadeniz`de 3 milyon kanserli

 

Zamanın sorumluları teşvik etti.. Şimdikileri umursamaz davranıyor 1986`da Çernobil patladı. Karadeniz`e radyasyon yağmurları yağdı. Kimse açıklamıyor ama koca bir bölge kanserin pençesinde kıvranıyor. Tarık TAVADOĞLU`nun haberi KAZIM Koyuncu`nun ölmüyle birlikte `Radyoaktif madde` tartışmaları tekrar gündeme geldi. Aradan bir hafta geçti bölge yine kaderine terkedildi. Uzmanlar, `Yirmi yıl sonra Karadeniz kanserden kırılacak` diye yırtmıştı kendini, dinleyen olmamıştı. O gün geldi işte. Kanserli hasta sayısı 3 milyonu aşarken zaman içinde bunun katlanacağına kesin gözüyle bakılıyor. O günlerde; `Karadeniz`de yetişen çaylar radyasyonlu` iddiaları da ayyuka çıkmıştı. Isveç ve Norveç`te bile ürünler imha edilirken , bizim yöneticilerimiz burnumuzun dibinde meydana gelen patlamayı hiçe sayıp, tonlarca radyasyonlu çayı piyasaya sürmekte bir sakınca görmemişlerdi. Sonrasi malum:Kanser patlaması, hilkat garibesi, sakat bebek doğumları ve hemen hemen her evden bir cenaze. Bakan Cahit Aral; `Bize bir şey olmaz` diyerek kameralar önünde kemali afiyetle çay içti. Ardından da derin bir `ohhh` çekti. Karadenizli ise şimdi `offf ` çekiyor. Toprak bile kanserli 1986`da Rusya`da patlayan Çernobil nükleer santralının radyoaktif bulutları kısa zamandaTrakya, ardından Karadeniz kıyılarına ulaştı. Yağmurlarla beraber toprağa geçen radyoaktif maddeler şimdi her türlü sebze , meyve ile Kaxradenizli`yi ölüme götürüyor. Amerikalı bilim adamları, çok küçük dozdaki radyasyonun bile kanser ya da diğer sağlık problemi riski oluşturduğunu bildirdi. Şimdi ise gözler bütün uyarılara rağmen yetkililerin tıpkı geçmişte olduğu gibi araştırma yapmadığı ve ve binlerce insanın kanserle pençeleştiği Karadeniz`e çevrildi. Karadenizli`nin feryadı Çernobil faciasından sonra Karadeniz`de kanser vakaları çığ gibi arttı. Yıllar önce Çernobil nükleer santralı patlamış, Karadeniz`e radyasyon yağmurları yağmıştı. Dönemin bir bakanı da çıkıp radyasyonlu çayı içmiş, hiçbir şey olmaz, Türk`e radyasyon dokunmaz mesajı vermişti. Hatta daha da ileri gitmiş, dalga geçercesine ` radyasyon erkeklik gücünü arttırır, ` demişti. Evet, çaylar imha edilmedi, bölgede inceleme bile yapılmadı, ekonomi zarara girmedi. Uzmanlar, ` Yirmi yıl sonra Karadeniz kanserden kırılacak ` diye yirtmişti kendini, dinleyen olmamıştı. O gün geldi işte. Kimse açıklamıyor ama koca bir bölge kanserin pençesinde kivraniyor. Karadeniz`den yükselen feryatları kimsi duymuyor. 1987`de Rusya`da patlayan Çernobil nükleer santralının radyoaktif bulutlar kısa zamandaTrakya, ardından Karadeniz kıyılarına ulaştı. Zamanın yetkilileri 1987 Çernobil olayından sonra sorumsuzca açıklamalarıyla adeta bölgeyi kanserin pençesine itmişlerdi. 3 milyon kişi h‰l‰ kanserin pençesinde kıvranıyor. Sorumlular şimdi rahat mı? Çernobil faciasından sonra sızan radyasyon binlerce mil ötelere yayılıp hayatı zindan etmişti insanlığa ve Karadenizli`ye O günlerde; ` Karadeniz`de yetişen çaylar radyasyonlu ` iddiaları da ayyuka çıkmıştı İsveç ve Norveç`te bile ürünler imha edilirken , bizim yöneticilerimiz burnumuzun dibinde meydana gelen patlamayı hiçe sayıp, tonlarca radyasyonlu çayı piyasaya sürmekte beis görmemişlerdi. Sonrası malum. Başta Karadeniz Bölgesi`nde olmak üzere memleket çapında kanser patlaması, hilkat garibesi, sakat bebek doğumları. Pişmiş kelleler Eleştiriler dev boyuta ulaşınca, Bakan Cahit Aral; ` Bize bir şey olmaz ` diyerek kameralar önünde kemali afiyetle çay içti. Ardından da pişmiş kelle gibi sırıtıp derin bir ` ohhh ` çekti. Zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren de ` Karadeniz`e bir damla mürekkep düştü diye Karadeniz kirlenir mi ` diyerek engin bilgisiyle fetva verdi. Sormak gerekiyor bu yetkililere şimdi rahat uyuyorlar mı? Kaç milyon Koyuncu ölmeli? Şimdiki yetkililer ise yine vurdumduymaz. Araştırma yok. Uyarı ise hiç yok. Kazım Koyuncu`nun ardından Karadeniz`deki kanser olayları gündeme geldi. Aradan bir hafta geçmeden yine unutuldu. Tedbir almak için kaç milyon Koyuncu`nun ölmesi gerekiyor? Şimdi yapılan açıklamalar ise işin vahametini bir kez daha ortaya seriyor Her çeşidi zararlı Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi tarafından Washington`da yapılan panelde, hangi miktarın altındaki radyasyonun zararsız olduğunu gösteren bir eşik olmadığını vurgulayan bilim adamları, ` Radyasyonun hiçbir çeşidi ya da miktarı güvenli değildir ` sonucuna vardı. Nükleer alanda çalışanlar ve bazı bağımsız bilim adamlarının yıllardan beri savuna geldiği çok düşük seviyedeki radyasyon için bir eşik seviyesi bulunduğu ve bu eşiğin altındaki radyasyonun zararlı olmayacağı, hatta yararları olabileceği görüşü de panelde reddedildi. Panel yöneticisi Profesör Richard Monson, bilimsel araştırmalar sonucunda radyasyona maruz kalmada herhangi bir eşik seviyesi olmadığının anlaşıldığını, iyonize edilmiş düşük seviyedeki radyasyonun zararsız ve hatta yararlı gibi gösterilmesini sağlayacak bir bulguya ise rastlanmadığını ifade etti.

2005-07-01 Ortadoğu http://www.ortadogugazetesi.net

 

 

Türkiye ‘3 maymunu’ oynamaya devam ediyor

Çernobil 22 yıl önce ölüm kustu ancak hükümetler hâlâ nükleer sevdasını sürdürüyor.
1986 yılında Çernobil’de meydana gelen nükleer facia, ardında günümüze kadar uzanan bir yıkım bıraktı. Facianın ardından binlerce insan ölürken, 22 yıl sonra bile insanlar yaşananların bedelini ödemeye devam ediyor. Öldürücü etkisi devam eden Çernobil, 22 yıl sonra insanlığı ‘nükleer santrallere’ karşı uyarıyor. Çernobil faciasının ardından ABD başta olmak üzere ‘gelişmiş ülkeler’ nükleer santrallerden kurtulmaya çalışırken, Türkiye ise bu ülkelerin nükleer atıklarına ve santrallerine göz kırpmaya ve kucak açmaya devam ediyor.

Almanya, nükleer santrallerini 2017’ye kadar kapatma kararı aldığını, ABD ise 1978’den beri nükleer santral siparişi almadığını açıkladı. Bilim insanları, enerji sorununun çözümünün yenilenebilir enerji kaynaklarından geçtiğini söyleyerek bin megavatlık rüzgar enerjisinin bir milyar dolara mal olduğunu, bin megavatlık nükleer enerjinin ilk yatırımı için bile 3 milyar Avro’ya ihtiyaç olduğunu belirterek, nükleer santrallerde ısrarın anlamsız olduğuna dikkat çekiyorlar. Bilim insanları ‘gelişmiş ülkelerin’ kapattıkları nükleer santral ve nükleer atıklarını Türkiye gibi ülkelere satmak için bu tip ülkelerde nükleer santral kurulumunu teşvik ettiklerini vurguluyorlar.

Patlama felakete dönüştü

1986 yılının 26 Nisan günü, saat 01.24’te Çernobil Nükleer Santrali’nin 4 numaralı reaktöründe meydana gelen patlama ‘felakete’ dönüştü. Patlama sonucu, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının 200 katı kadar radyoaktif madde atmosfere salındı. Çernobil’den kaynaklanan radyoaktif serpinti 160 bin kilometrekare toprağı kirletti.

Kaza sonrasında nükleer santrallerin kurucuları olan ülkeler yeni santral yapmaktan vazgeçip çalışır durumda olanları da kapatmaya uğraşırken, Türkiye hâlâ Çernobil’in uyarılarına rağmen ‘üç maymunu’ oynuyor. Bilmiyor, görmüyor ve duymuyor…

270 bin kişi kansere yakalanabilir

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu(UAEK) ve Dünya Sağlık Örgütü, kaza sonucu 4 bin kişinin öldüğünü söylüyor. Çevre örgütlerinin verdiği sayılar ise Çernobil felaketi sonrası sadece kanser nedeniyle ölenlerin sayısının 93 bin civarında olduğunu gösteriyor. Beyaz Rusya Ulusal Bilimler Akademisi’nin araştırmasına dayanan raporlarda, 2 milyar insanı etkileyen felaket yüzünden 270 bin kişinin kansere yakalanabileceğine dikkat çekiliyor.

Çayın tadına doyamamıştı!

Türkiye, facianın ‘gizlenmiş’ etkilerini yaşamaya devam ediyor. Dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral’ın, televizyonda canlı yayında çay içerek sarf ettiği “Biraz radyasyon iyidir” sözleri hâlâ akıllarda. Dönemin Başbakanı Turgut Özal, “Radyoaktif çay daha lezzetlidir” diyerek basına poz verirken, dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren ise “Radyasyon kemiklere yararlıdır” diyordu. Ama Doğu Karadeniz başta olmak üzere Karadeniz’de kanser vakalarında yaşanan hızlı artış, bu sözlerin gerçeği yansıtmadığını kanıtlıyor. 1990-2000 yılları arasında kanser vakalarında yüzde 50 artış yaşanırken, 1990 yılında Trabzon’da 90 kanser hastası varken, bu sayı 2000’de 720 oldu. Ordu’da 1990’da 50 kanser hastasının sayısı 2000 yılında 2 bin 167’ye ulaştı. Giresun’da 2000 yılında 2 bin 168 kanser vakası tespit edildi. Son sekiz yılda erkeklerde akciğer kanseri, kadınlarda da meme kanserinde artış olduğu ortaya çıktı.

Türkiye tehlikeyi görmüyor

Nükleer güç santrali kurup işletecek ve TETAŞ’a elektrik enerjisi satacak şirketin belirlenmesi için yarışma ilanı Resmi Gazete’de yayımlandı. Yarışma çerçevesinde Akkuyu Mersin’de kurulacak nominal gücü 4 bin MWe (yüzde 25 eksik veya fazla olanağıyla) olan nükleer güç santralinde üretilecek elektrik enerjisinin TETAŞ tarafından satın alınması seçimi yapılacak. Son teklif verme tarihi 24 Eylül 2008 saat 14.00 olarak belirlendi. Teklifler aynı gün saat 14.30’da açılacak. Dünyada nükleer santrallerin atıklarının depolanacağı yer hakkında bir görüş birliği olmazken, Türkiye’de nükleer santral atıklarının depolanacağı yer olarak Toros Dağları gösteriliyor. Türkiye, kendi nükleer atıkları yanında başka ülkelerin atık deposu olma tehdidi altında. (İstanbul/EVRENSEL)

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s