Radyasyon mu? Bize bir şey olmaz abi! Funda Yeliz Alataş

Daha önceki sayılarımızdan birinde yayınlanan “Sizde Radyasyon Var mı?” başlıklı yazıyı hatırlayarak başlayalım… Adı “bilimsel araştırma” olan ama Doğu Karadeniz bölgesinde Çernobil’in etkilerini tespit etmek için soru-cevap şeklinde yapılan ve “Çernobil’in Doğu Karadeniz bölgesinde yaşanan kanser vakaları üzerinde hiçbir etkisi yoktur.” sonucuna varılan bu araştırmaya, bölge halkının tepkisi bu yönde olmuştu. Bugün Van Gölü’nün dibinde bile Çernobil’e ait radyoaktif bulgulara rastlanırken böyle bahtsız bir açıklama yapan Kanser Araştırma Komisyonu başkanı AKP Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın’dan Çernobil felaketi yaşandığı dönemde ülkemizde yönetici koltuklarda oturan isimlere, ekranlarda, gazetelerde çay içerek poz veren dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral’a kadar selam göndermiştik.

Bu tepkinin üzerinden üç ay geçmeden Japonya’da yaşanan 9.0 şiddetindeki depreme, “Bizde olsa taş taş üstünde kalmaz abi!” yorumlarının bile yapılmasına vakit kalmadan yaşanan tusunami felaketi ve ardından Fukuşima Nükleer Santrali’nde yaşanan patlamalar, yoğun soğutma çalışmalarına rağmen yükselen beyaz radyoaktif bulutlar sadece Japonya’da değil, bütün dünyada Nükleer karşıtlarını harekete geçirdi. Başta Almanya 80 öncesi yapılan yedi adet nükleer santrali üç ay içinde kapatacağını açıklarken, AB’nin üye ülkelerden bu doğrultuda bir yükümlülük getirmemesine karşın Belçika, Fransa, Hollanda ve Avusturya gibi birçok üye ülke yılsonuna kadar ülkelerindeki mevcut nükleer santrallerini dayanıklılık testine tabii tutacak. ABD ise Nükleer Santral kapatmayacağını açıklasa bile, yeni santrallerin yapılmasının gerekliliğini sorguluyor bu günlerde. Dünyada nükleer karşıtlığı hız kazanırken, nükleer santrali evdeki tüp gazla kıyaslayan, Sinop’a, Mersin’e ve henüz açıklanmayan 3. bir bölgeye daha nükleer santral yapmayı planlayan bu dayatmacı zihniyet, “Bize bir şey olmaz abi!” diye düşünen güruha inandırabilir kendisini ancak…

Yetkili ağızların Sovyet döneminin güvenlik yetersizliğinden kaynaklı olduğunu söyledikleri Çernobil felaketinden 25 yıl sonra çok güvenli olarak tanınan Japonya’da da felaket bütün dünyanın gözleri önünde yaşanmaktadır. “Depreme dayanıklı nükleer santral yapıyoruz.” vaadiyle Kuzey Anadolu Fay Hattında bulunan Sinop’a da nükleer santral kurması için Aralık 2010’da ön anlaşma yapılan Güney Kore Elektrik Enerjisi şirketi TEPCO’nun, facianın yaşandığı Fukuşima’da gerekli denetimleri yapmadığı ortaya çıkması yetmezmiş gibi, TEPCO sözcüsü, radyasyon bulutlarının yükselmesi nedeniyle tüm çalışanların Fukushima’dan tahliye edildiğini bildirdi. Japonya’nın gelişmiş teknolojilerinin bile önüne geçemediği deprem, tusunami ve nükleer felaketin ardından “Olan yine garibana olacak.” diye düşünürken öğrendik ki, TEPCO’nun Fukuşima nükleer santralinde çalıştırdığı tecrübesiz yaklaşık 500 gönüllü evsiz ve göçmen bulunmaktadır. Bu insanların radyasyona maruz kalması an meselesi. Santralde çalışan gönüllü nükleer samuraylar, sadece para kazanmak için bu kadar büyük bir riski göze alarak harakiri yapıyorlar. TEPCO’nun, Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santral için belirlenen en güvenilir şirket olduğu belirtilmişti. Oysa TEPCO’nun, Fukuşima’da uyarılara rağmen önlem almadığı ortaya çıktı. İngiliz Daily Telegraph gazetesi, Wikileaks’in sızdırdığı ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait gizli ve diplomatik belgelere dayanarak Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) 2 yıl önce nükleer santrallerin şiddetli depremlere dayanamayabileceği konusunda Japonya’yı uyardığını yazdı. Belgelerde IAEA’dan bir yetkilinin Aralık 2008’de Japon hükümetine, nükleer santrallerdeki güvenlik standartlarının çağın gerisinde kaldığını ve şiddetli bir depremde ciddi sorunlar yaşanabileceğini söylediği belirtiliyor. Bu yetkili, Japonya’da nükleer santrallerin depreme dayanıklılığının 35 yılda sadece 3 kez kontrol edildiğini bildiriyor.

Aralık sonunda Japonya’yı ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çernobil’in ardından en büyük ikinci nükleer faciaya neden olan ve radyasyon oranının 300 kat arttığı Niigata şehrindeki Fukuşima nükleer enerji santralini de gezmiş ve “Bu santralin Türkiye’de olmasını hayal ettim ve bu heyecanı hissettim. Türkiye’ye böyle bir santral kazandırmalıyız. Bu santralin Türkiye’de kurulmasını hayal ediyorum.” demişti. Bakan Yıldız’ı bu kadar heyecanlandıran santral, şimdi dünyaya zehir saçıyor! Fukuşima nükleer enerji santralinin patlayan 4 reaktöründen sızan radyasyon, insanlığı ve doğayı tehdit ediyor. O santrali kuran ve işleten şirket TEPCO ise Sinop’ta da bir nükleer santral kuracak. Türkiye’de ilk etapta toplam 5 bin megavatı bulan üç adet nükleer santral kurulması planlanıyor. Bunlardan ilk açıklanan Mersin Akkuyu, ikinci Sinop Gerze’dir. Üçüncü santralin nereye yapılacağı konusu ise sır gibi saklanmaktadır. Mersin Akkuyu’da nükleer santral inşa etmeye hazırlanan Rus şirketi Rosatom Türkiye’nin ilk nükleer santralinin inşası için varılan anlaşmayla birlikte inşaat ve işletme süreleriyle 100 yıl kadar Türkiye’de kalacakları anlamına geliyor. Mersin’de yapılması planlanan Nükleer Santralde aynı Sinop’taki gibi fay hattı bölgesinde bulunuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Akkuyu’da deprem riski görülseydi santralin oraya yapılmasına karar verilmeyeceğini belirtirken ”İçimin rahat olmadığı hiçbir işe imza atmadım. Bütün risklerin karşısında alınacak mühendislik tedbirleriyle beraber bunun yapılabileceğine inanıyoruz. Biz bunun böyle olacağına inanmasak hiç onu oraya yapar mıyız? Hepimizin geleceği bu…” şeklinde beyanatlar verirken kendisi ağzından çıkana inanıyor mu acaba?

Bir de hep deprem üzerinden gidiyoruz ya, Gölcük’te yaşadığımız acı tecrübeden olsa gerek yaramıza parmak basmamız… Bizlerin nükleer karşıtı olmamız için, Fukuşima’da nükleer kaza olmasına gerek yoktu. Bizler 25 yıldır bu ülkede “Çernobil’in Çocukları” olarak her gün öldük. Sevdiklerimizi, dostlarımızı, yakınlarımızı toprağa koyduk. 25 yıldır her gün, her saat nükleere ve bunu başımıza bela eden sisteme lanet ettik. Bugün karşımıza çıkan Sinop Gerze’de Japon firma, Mersin Akkuyu’da Rus firma bilsinler ki Sinop ve Mersin, Çernobil ve Fukuşima olmasına bu coğrafyada yaşayan halklar müsaade etmeyeceğiz.

Kaynak: http://www.evrensel.net/news.php?id=3081

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s